Toprak Sağlığı, Verimli Tarım, Sürdürülebilirlik...
Bugün dünyanın tarımında verimlilik ve bol kazanç tarım topraklarının çok çalıştırıldığı ve ihtiyaçlarının düşünülmediği bir dönemi yaşıyoruz. Artan nüfus, gıdaya olan talep ve işletmeler için karlılık toprağı sadece bir zemin olduğu varsayımıyla, plan yaptırıyor. Oysa toprak binlerce yıllık oluşum öyküsü ve altında-üstünde barındırdığı yaşam ile karasal ekosisteme ev sahipliği yapıyor.
Bu yaşayan organizma kendi içinde dengeyi bulmak için sürekli bir değişim yaşıyor. Üzerindeki bitki ve ağaçlarla, altındaki mikro organizmalara kadar bir denge gözetiyor. Toprakla olan iş birliğimizin en büyük alanı olan tarım, toprağın bu dengesini bir anda alt üst edebiliyor. İletkenliğini, canlılığını, fiziki yapısını olumsuz olarak değiştirebiliyoruz. Bilinçsizce yapılan sulamalar hem su kaynağını hem toprak yapısını bozabiliyor. İhtiyaçtan fazlası kullanılan temel ve iz element gübreleri toprakta birikim ve kirliliğe sebep oluyor. Toprak büyük iş makine ve ekipmanlarıyla sürekli alt üst edilerek alttaki canlılık dış etkenlere maruz bırakılıyor. Bu canlılık ölüyor, toprak erozyona uğruyor.
İklim değişimi bugün toprağın önemini tekrar önümüze koymaktadır. Toprağın direncini, üretimini edilgen bir yapıya dönüştürdüğümüzde tarımda dikilen bitki ve ağaçlarımızın bakımında tek başımıza kalacağımız ortadadır. Toprağın tarımımız için ev sahibi olduğunu unutmamalıyız. Onun refahı, gelişimi ve sağlıklı birlikteliğimiz için doğru uygulamalar yapmalıyız. Bizler bunun bir zorunluluk olduğunun bilincindeyiz.
Cumbalı olarak toprak refahını önemsiyoruz. Kullandığımız her bir damla suyu, hassas damlatıcılarla toprakla ve ağaçlarımızla buluşturuyoruz. Toprağın üstü kadar altıda bizleri ilgilendiriyor. Toprak altı yaşamın gelişimi için onu destekleyecek organik kuru madde ve fiziki koşulları sağlıyoruz.